|
30 Ağustos Zafer Bayramı |
| 30-08-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|

“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun”
|
|
Bursa Nutku |
| 13-04-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
“Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır.
Polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkum edecektir. Yine düşünecek: “Demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!”
Onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, İsmet Paşa’ya, Meclis’e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “Ben inanç ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!”
İste benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!”
Mustafa Kemal Atatürk
|
|
POLİS SAĞTÖRESİ[1] |
| 25-03-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
Her toplumun kendine özgü bir kültürü, toplumsal yapısı, inanç düzeni ve hukuksal kuralları vardır. İşte bu düzenin bozulmasını engelleyen kuruluşlardan bir tanesi de “Polis Teşkilatı”dır. Bir toplum içerisinde, polis teşkilatlarının varlığı hem bulunduğu toplum hem de genel olarak dünya için çok önemlidir. Bu teşkilatların toplum içerisindeki en önemli görevlerinden bir tanesi toplumsal düzeni ve hayat kalitesini çağdaş bir seviyede tutmak ve daha da yükseltmektir. Polis teşkilatlarının, ana ülkülerine ulaşamamalarının en önemli nedenlerinden bir tanesi de teşkilat içerisindeki yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma durumlarıdır. Dünyanın birçok yerinde, benzer durumlar yaşayan ülkeler, teşkilat içi yolsuzluğu engelleyebilmek için birçok girişimci adımlar atarak, yolsuzluk oranlarını azaltmak üzere harekete geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti bünyesinde, polis teşkilatının, vatandaşlar üzerinde çok kötü hatıraları bulunmaktadır. Bu da, toplum-polis ilişkisini zayıflatarak suç oranlarının, yolsuzlukların ve nitelikli suçların artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, polis teşkilatı içerisindeki suçların üstesinden gelebilmek için, polis teşkilatı içerisindeki üyelerin, Emniyet Müdürlüğünün, hükümet yetkililerinin ve toplumun; polis kurumunun (teşkilatının) içerisinde bir sorun olduğunu kabul etmesi gerekmektedir. Var olan sorunun kabul edilmediği bir kurum içerisinde çözüm üretilmesi olanaksızdır.
Devamını oku »
|
|
Çanakkale Geçilmez! |
| 18-03-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|

Aziz Kahramanlarımızı, siyasete alet ederek bir yere varılamayacağını aklınızdan çıkarmayınız.
Unutmayınız ki;
İman; gönüllerdedir, sözlerle toplumu kışkırtmakta değil…
Herkesin bilmesini isteriz ki;
Bekçisi değil sahibiyiz biz bu kutlu davanın!
Yeniden 1919 Derneği Yönetim Kurulu
|
|
Amerika’da Umut, Başkan Obama ve Türkiye |
| 03-03-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
24 Şubat 2009’da, CNN adlı haber kanalında, Amerikan Başkanı Barack Obama’nın, Amerikan Meclisi’ne seslenişini seyrettim. Bu toplanmada Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, dikkatlice başkanlarını dinleyerek olumlu ya da olumsuz tepkilerini alkışlayarak, ayağa kalkarak ya da tam tersine davranışlarda bulunarak gösterdiler. İşin ilginç yönü neydi biliyor musunuz? Obama’nın konuşmasının çok büyük bir bölümünü hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar beraberce ayakta alkışladılar.
Öncelikle, hem Amerikan Meclisi hem de Amerikan başkanı, Amerika’da bir sorunun olduğunu kabul ediyorlar. Meclis üyeleri, iki farklı siyasi oluşumun (demokratlar ve cumhuriyetçilerin) kafa kafaya vererek bu sorunların üstesinden gelinmesi gerektiğini anlamış durumdalar. Bu konuyu bir de Türkiye açısından incelemeye kalkışmak gerçekten de çok üzücü sonuçları ortaya çıkaracaktır. AKP’nin, CHP’nin ve MHP’nin bir araya gelerek, kavga etmeden, çocukluk yapmadan, Türkiye’nin bu sıkıntılı zamanlarında çözüm üretebileceklerini hayal edebiliyor musunuz? Ben şahsen edemiyorum. Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli, büyük bedenleri içerisinde zihinsel olarak büyümemiş çocuklar gibiler. Aileler yıkılıyor, işsizlik artıyor, her türlü suç oranı artıyor, eğitim düzeni, sağlık düzeni yıkılmaktan da öte; ama hala “Sen şöylesin, sen böylesin.
Artık farklılıkları bir kenera bırakıp, ülkemize sahip çıkma zamanı gelmedi mi? Türkiye’nin daha hangi duruma düşmesi lazım ki, kafa kafaya vererek çözüm arayışına girelim?
Devamını oku »
|
|
Gazi Mustafa Kemal ve Nutuk |
| 28-02-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
[…] Millet ve ordu , Padişah ve Halife’nin hainliğinde haberdar olmadığı gibi , o makama ve o makamda bulunana karşı asırların kökleştirdiği din ve gelenek bağları dolayısıyla da içten gelerek boyun eğmekte ve bağlı. Millet ve ordu bir yandan kurtuluş çaresi düşünürken bir yandan da yüzyıllardır süregelen bu alışkanlık dolayısıyla , kendinden önce yüce hilafet ve saltanat makamının kurtarılmasını ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavrama yeteneğinde de değil… Bu inanca aykırı bir düşünce ve görüş ileri süreceklerin vay haline ! Derhal dinsiz , vatansız , hain ve istenmeyen kişi olur… (1)
Söylev’in hemen başında kullanılan bu açıklama, Mustafa Kemal Atatürk’ün kişilik olarak , olayları nasıl gözlemlediğinin bir göstergesidir . Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta bu anlatıma kadar, o dönem içerisinde ülkenin genel durumunu özetleyerek , milli varlığa düşman cemiyetlerin ve oluşumların genel olarak isimlerini vermiş , ordunun durumundan kısaca bahsederek , kendisine verilen müfettişlik görevinin ne manaya geldiğini açıklamaya çalışmıştır. O, düşünümün de kurguladığı düşünceleri , fırsatını bulduğu anda gerçeğe dönüştürebilmek için, büyük bir inançla bekleyen , elinde ki kozları iyi oynayan, kronolojik bir bütünden geçiren, ne yaptığını ve ne yapılması gerektiğini bilen bir dehadır.
Devamını oku »
|
|
Samimiyetsiz Başbakan! |
| 30-01-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
Günlerdir ülke gündemimizde üst sıralarda haber olan, her bir köşede yardım kampanyalarını, afişlerini, ilanlarını gördüğüm, vatandaşlarımızın yumuşak karnı, “Gazze Katliamı” hassasiyeti, Başbakan Erdoğan tarafından, bir seçim politikası olarak kullanıldığı inancındayım.
Dünya Ekonomik Forumu kapsamında düzenlenen, “Gazze Orta Doğu İçin Model” oturumuna katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında gerginlik yaşandı.
Devamını oku »
|
|
Neden Filistin! |
| 13-01-2009 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
Dünya üzerindeki birçok din, toplumun ve insanlığın önemini vurgular. Bu dinler, aynı zamanda da yardımlaşmayı ve kötü zamanlarda, insanların birbirine destek çıkmasının gerekliliğini vurgular. Ülkemizde, birkaç haftadır İsrail’in Filistin’e olan saldırılarından bahsedilmektedir. Akması bitmek bilmeyen kan nehirleri, etrafa yayılmış olan vücut parçaları ne yazık ki Gazze’de ve Filistin’in genelinde alıştığımız durumlardır.
Peki, toplumsal olarak Gazze’deki olaylara karşı tutumumuzla, diğer toplumsal olaylara karşı olan tutumumuz neden bu kadar farklı?
Devamını oku »
|
|
Televizyonun karşısında… |
| 10-12-2008 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
Türkiye’de hemen hemen her evde bir televizyon var artık, insanlar kafasını sokacak bir yer bulduktan sonra, oturma düzenini televizyonun konumuna göre şekillendiriyor.
Halkımızın okumayı sevmemesinden kaynaklanacak ki gazeteler televizyonlardan çok daha geri planda kalıyor. Elinde gazete gördüğümüz birçok insan da spor sayfalarındaki, magazin sayfalarındaki haberlere göz gezdirip, gündem haberlerinin resimlerine bakmakla yetiniyor. İnternet, dergi v.b iletişim araçları ülkemizde maalesef olması gereken yaygınlıkta değil. Malum, internet imkanlarına sahip olanların önemli bir kısmı, oyun siteleri, muhabbet ortamları, arkadaşlık sitelerini kullanmayı tercih ediyor.
Türkiye’deki bu televizyona olan bağımlılığı, ülkenin milli çıkarları gözetilerek, olumlu bir şekilde değerlendirilme cesareti gösterilirse eğer; insanlar gerçekleri izleyecek, düşünecek, kafa yoracak, düşündükçe uyanacak, uyandıkça vatandaşlık sorumluluklarını hatırlayacak ve sosyal devletlerdeki başlıca otokontrol olan vatandaşlık haklarını sonuna kadar kullanmaktan geri durmayacaktır.
Peki neden uygulanamamaktadır?
Devamını oku »
|
|
“Mustafa” Filmi! |
| 30-10-2008 Gündem. [ Yorumlar: YOK ]
|
|
Can Dündar’ın “Gül” kokan Mustafa filmini yönetim kurulumuz olarak izledik. Film ile ilgili çok büyük endişeler içerisindeyiz, bazı tabuları yıkacağına inanılarak yapılan bu filmin dünyada ve Türkiye’de Mustafa Kemal’i ne kadar doğru tanıtacağı bir muallaktır.
Bu eserde ölümsüz önderimiz Mustafa Kemal Atatürk; umutsuz, keyifsiz, muhalefette olanları pek istemeyen, yalnız ve heyecansız olarak yansıtılmış, diktatörlük havası sezdirilmiş ve unutulma korkusunu şahsi bir endişe adına yaşanmış bir hismişcesine yansıtılmıştır.
Bahsi geçen olayların “neden ve niçin”lerinin altı doldurulmamış ve geçiştirilmemesi gereken önemli bilgiler izleyiciye sunulmamıştır. Tüm bunlardan daha da endişe verici olan ise gerek ülkemizde gerekse yurt dışında gericilik yapmaktan vazgeçmeyen; sözüm ona ülke sevdalıları, dinci, tarikatcılara da işte size gurur duydukları önderleri; alkolik ve din düşmanı Mustafa Kemal olarak sunmaktan geri kalmayacakları endişesini taşıyoruz. Bu film Türk sinema tarihine zayıf bir notla kaydolacaktır.
Devamını oku »
|
| « Önceki Sonraki » |
|
|