Heinrich BÖLL Almanya’da 1917’de dünyaya gelen 1972’de Nobel edebiyat ödüllünü kazanan bir edebiyatçı…
Ademoğlu Neredeydin, Solgun Köpek, Fotoğrafta Kadında Vardı kitaplarında savaşın karanlık yüzünü gözler önüne sermeyi iyi başarmış, Dokuz Buçukta Bilardo, Trenin Tam Saatiydi, Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru, Gül ve Dinamit eserlerinde Nazi ırkçılığının, militarizmin ne kadar saçma olduğunu ayrıca oportünist insanların, devletlerin iç karışıklıklardan elde ettiği büyük çıkarları açıkça dile getirmekten çekinmeyen ve Melek Sustu özellikle de “Babasız Evler” eserinde savaşın ardından meydana gelen olmamışlıklar, yoksulluklar, derin acılar ve bunların karşısında savaştan nemalananların yaşamlarının, fikriyatlarının pisliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermekten çekinmeyen, barış taraftarı hümanist yaklaşımının fazlaca hissettiren bir yazar.
Stiftung kelimenin Türkçe karşılığı sözlüklerde “temel” olarak geçmekte.Heinrich Böll Stiftung Derneği ismini bir arada okuduğumuzda barış yanlısı, savaşın olmamasını temel ilke olarak benimsemiş, olumlu bir yaklaşımda bulundukları izlenimi uyandıran bir dernek hatta kendi internet sitelerinde de çalışma alanlarını; demokratikleşme, sürdürülebilir kalkınma, kadın erkek eşitliğinin geliştirilmesi, Türkiye Almanya diyaloğu, Türkiye’nin Avrupa Birliğine entegrasyonu ve uluslararası ilişkilerin geliştirilmesinin olduğunun altını çizen bir STK. İlk bakışta kimsenin aklında büyük soru işaretleri yaratmayan hatta varlığının bile ülkemizde kaç vatandaşımız tarafından bilinmekte olduğu espiri konusu olabilecek maddiyatının kim veya kimler tarafından hangi kuruluşlarca karşılandığı kafalarda soru işareti yaratan bu derneğin Diyarbakır Barosu ile ortaklaşa düzenledikleri “Türkiye’de Kürtler: Barış Süreci İçin Temel Gereksinimler” suni başlıklı etkinliklerinin ‘Politik Temsil ve Demokratik Katılım’ konulu oturumunda konuşan DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş’ın yapmış olduğu oldukça ırkçı, bölücü, halkta infial yaratacak sözlerini kınamayarak, bunu demokrasinin gereği düşünce özgürlüğüne yorarak ismini aldıkları bu edebiyatçının anlatmak istediklerinden, ilkelerinden sapmış olduklarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.
Yeniden 1919 Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa Kemal’in Askeri
Volkan KIYLIOĞLU
DTP’li Demirtaş’ın düstursuz açıklamasının tam metni:
“Bütün bu zorlukların işleyişine karşı şimdi hükümet kanadı bazı zorluklar oluşturmaya çalışıyor. Öncelikle meşruiyetimizi tartışmaya açıyor. Bu da yetmiyor, yasallılığımızı tartışmaya açmaya çalışıyor. Başbakan ile başlayan, hatta ilginçtir, Kara Kuvvetleri Komutanı ile başlayan arkasından hükümetin sözcüsünün devraldığı ve giderek diğer muhalefet partilerin de rahat bir şekilde dillendirdiği ve sokağa taşırmak istediği bir süreç ile karşı karşıyayız. Bize ‘her şeye evet ama siz de terör deyin, terörist ilan edin ondan sonra gelin’. Ne demek isteniyor? Biz bundan ne mesaj alıyoruz? Diyorlar ki ‘bizim gibi olun, bizleşin her şeye evet deyin’.
Tamam, neye evet diyeceğiz, onu da bilmiyoruz. Ama bizleşin önce. Biz de diyoruz ki; siz çözemediğiniz için, siz dil, tavır, tanımlama, bu yaklaşımla çözemediğiniz için biz buradayız. Zaten sizi doğru bulmadığımız için biz biziz. Eğer biz de soruna terör sorunu olarak yaklaşıp o şekilde tanımlayıp çözümünü de bunun üzerinde geliştirecek politikaları desteklersek DTP olarak oluşturduğumuz farklı çözüm şansını da bitirmiş olacağız. 30 yıldır siz varsınız, biz yokuz. 30 yıldır sizin bakış açınız çözemiyor. Şimdi biz varız, bu yüzden terör demeyiz. Soruna terör sorunu olarak bakmayız, sizleşmeyiz” …