16 Mayıs günü meçhule doğru bir gemi kalktı Galata Rıhtımı’ndan. Tıpkı Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” eserindeki gibi derin duygular vardı içinde, tıpkı o eserde anlatıldığı gibi mendil sallayanı da yoktu ardından ve henüz Yahya Kemal bu eserini yaratmamıştı…Meçhule yolculuk garipti, çılgın bir yolculuktu; Karadeniz gibi. Hırçın dalgalar geminin gövdesine çarptıkça; duygular da hatırlanan tutsaklığın acısıydı. Yolculuk daha başlarken meçhule gideceğini bile bile çıkmıştı herkes yola. Öyle ki; bu durumu, Mustafa Kemal, Nutuk’ta şöyle kelimelere dökmüştür.
“İstanbul’dan ayrılmak üzere, evimden otomobile bineceğim sırada Rauf Bey yanıma gelmişti. Bineceğim vapurun takip edileceğini ve beni İstanbul’da iken tutuklamadıklarına göre, belki de Karadeniz’de batırılacağımı güvenilir bir yerden işitmiş, onu haber verdi. Ben İstanbul’da kalıp tutuklanmaktansa, batıp boğulmayı tercih ettim ve hareket ettim…”
Denizdeki üç gün üç gece sürecek yolculuk başladığında; Mustafa Kemal Paşa Samsun’a gelmeden önce İngilizler Samsun’a ve Merzifon’a yeni kuvvetler çıkartıyorlardı. Ayrıca, Samsun’da silahlı Rum çeteleri faaliyetlerini arttırmışlardı. Bunun yanı sıra İngilizler’in ve Fransızlar’ın kontrol memurları ve ajanları da oradaydı.Her şey dış kuvvetlerin kontrolündeydi. Paşa Samsun’a vardığında; gömleğinin içinde çelik yeleği, parası değil; koskocaman yüreği ve içindeki vatan aşkı vardı…Kendisini karşılamaya; mülki ve askeri ileri gelenler, yerel yöneticiler kalabalık bir topluluk ve gayri müslimlerin temsilcileri gelmişti.
Mustafa Kemal Paşa Samsun ‘a çıktığında olayları şöyle değerlendirir: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes antlaşması imzalanmış. Büyük Savaş boyunca millet yorgun ve fakir bir duruma düşmüş.
Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış, alınmakta… İtilâf devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer bahane ile İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul’da, Adana ili Fransızlar, Urfa, Maraş, Antep İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet konuşmamıza başlangıç olarak ele aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919 ‘da, İtilâf Devletleri’nin uygun bulması ile Yunan ordusu İzmir’e çıkartılıyor.
Bundan başka, memleketin her tarafında Hristiyan azınlıklar gizli ve açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.” Mustafa Kemal Paşa, vatanın ve milletin karşı karşıya kaldığı bu tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla bazı cemiyetlerin ve kişilerin öngördüğü kararların hiçbirinde bir isabet görmediğini Nutuk’ta ayrıntısıyla olarak anlatıyor ve kendisinin uygun bulduğu ciddi ve gerçek kararı şöyle belirtiyordu;
“Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da millî hakimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak. İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da, Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.”
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’da kaldığı sürece yaptığı diğer bazı faaliyetleri de şunlardır;
İzmir’in işgali dolayısıyla Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya 20 Mayıs 1919′da çektiği telgrafta; “İzmir’in Yunan askeri tarafından işgali olayı, yakından temasta bulunduğum milleti ve orduyu düşünülmeyecek ve tarif edilmeyecek derecede içten yaralamıştır. Ne millet ne de ordu, varlığına karşı yapılan bu haksız tecavüzü sindirmeyecek ve kabul etmeyecektir” demiştir. 21 Mayıs 1919 ‘da Erzurum ‘da bulunan 15nci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya çektiği telgrafında; “Genel durumumuzun olmakta olduğu tehlikeli şekilden çok üzüldüğünü ve elem duyduğunu, millet ve memlekete borçlu olduğu bu vicdani görevin, ortak bir çalışmayla yerine getirilebileceğine inandığını” belirtmiş ve buradaki işlerini bitirdikten sonra en kısa zamanda Erzurum ‘a geleceğini bildirmiştir.
Samsun’da bulunan İngiliz temsilci Yüzbaşı Hörst ve diğer yabancı subaylarla yaptığı görüşmede: Yüzbaşı Hörst, İzmir ‘in işgali konusu üzerinde yaptığı konuşmada; “Osmanlı Devleti ‘nin kendi kendini idare edemeyeceğini, bunun için birkaç sene ecnebi müdahale ve vesayetine ihtiyaç duyduğu kanaatinde olduğunu” söyler. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa İngiliz Yüzbaşısı’na Türklerin yabancı idareden hoşlanmadığını, işgale de razı olmadığını milletin bugün yek vücud olup hakimiyet-i milliye esasını hedef edindiği” cevabını verir. İşte meçhul yolun sonunda artık hiçbir şey meçhul değildir Mustafa Kemal Paşa, Samsun ‘da bulunduğu sürece yaptığı bu çalışmalarla, verilen müfettişlik görevinin çok ötesinde bir misyon üstlenmiş ve vatanın kurtarılması konusundaki faaliyetlerinin ve çabalarının ilk izlerini burada vermiştir.19 Mayıs böylesine bir kutlu kurtuluşun başlangıçıdır…19 Mayıs bu sebeplerden Gençlik Bayramı’dırYüce Allah bu Milletin hiçbir ferdini bir daha Samsun’a çıkmak zorunda bırakmasın ve her birimizin içine bir ihtiras ihsan eylesin…
“Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddî emellerin tatminiyle ilgili bulunmuyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini, vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da gerektiği gibi yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın ilkesi, bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu koruyacağım.” Mustafa Kemal Atatürk19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun… farklılıkları bir kenara bırak, ülkene sahip çık! Yeniden 1919 Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Volkan KIYLIOĞLU